Saturday, February 11, 2006

FWD: Desimal Saat

>>> Nihayet bugün Japonya'da dünyada ilk kez desimal tarih ve
>>> saat uygulanmasina baslandi. Orda artik yilda on ay, ayda
>>> 10 hafta,haftada 10 gün, günde on saat, saatte on dakika
>>> ve dakikada 10 saniye olacak. Avrupa Birligi ise bu uygulamaya
>>> Avrupa Birligine aday ülkeler ile baslamak istiyor.
>>> Pilot ülke olarak ise Türkiye öneriliyor. Tarih ve saatlerin
>>> desimallestirilmesi her ne kadar da dijitallesen dünyamiza
>>> tartisilmayacak bir rasyonalite, çocuklarimizin tarih ve saat
>>> kavramlarini anlamalarindana kolaylik getirecekse de,
>>> kaybedilecek 12 aydan ikisinde (hangileri olacagi halen
>>> belirlenmedi) dogan insanlarin duygusal olarak baglandiklari
>>> dogum tarihlerine,burçlarina, evlilik yildönümlerine vs
>>> ne olacak? Haftada 7 yerine 10 gün olmasi çalisilan
>>> günlere mi, yoksa hafta sonu tatil dönemine bir artis mi
>>> getirecek?
>>>
>>> Bence bu konularin çok iyi tartisilmasi gerekiyor.
>>> Avrupa birligine girmek istiyoruz ama Avrupa birliginin
>>> denek ülkesi olarak kullanilmamiza artik yeter demek
>>> zamaninin geldigine inaniyorum. Dogum günlerinizin
>>> ve diger yildönümlerinizin harcanmasini istemiyorsaniz bu
>>> mesaji tanidiklariniza gönderiniz ve halkimizin
>>> bilgilendirilmesini saglayiniz.
>>>


Bir kac yil once gelmisti bu mesaj. Daha ilk cumleden uyduruk oldugu anlasiliyor aslinda. Dusunsenize saat/takvim gibi cok onemli bir kavram, inanilmaz radikal bir degisime ugruyor Japonya gibi onemli bir ulkede ve biz bunu zincir mesajla ogreniyoruz. Sadece Japonya ile bitmiyor, Avrupa birligi ulkeleri de uygulayacak ama 'Durun, once su Turklerin uzerinde deniyelim bu sistemi, bakalim ne olacak?' diyorlar. Bu sekilde mesaj azicik milliyetci yanimizi, sonra da duygusal yanimizi gidikliyor, boylelikle daha cok, daha cabuk yayilmasi kolaylasiyor haberin. Akillica degil mi?


Takvim konusu tarih boyunca insanlarin kafasini mesgul etmis, degisik sistemler kullanilmis; Misirlilar mesela 360 gune bolmus yili, ilk caglarda ay takvimi kullanilmis, sonra romalilar Julian takvime gecmisler, en son da Gregoryen takvim icad edilmis. Her biri bir oncekinin zayif yanlarini (eksik kalan gunler, mevsimlerin takvim uzerinde kaymasi gibi...) duzeltmeye calismis.

Su an kullandigimiz Gregoryen takvimin zayif yanlari yok degil: Yillarin tam olarak ikiye ya da dorde bolunemiyor olmasi, aylardaki gun sayisa rastgele secilmis gibi olmasi, belirli gunlerin (bayram vs) her sene farkli gunlere denk gelmesi, dunyanin gunes etrafindaki donme suresinin takvimdem 26 saniye kisa olmasi, artik yillar gibi... Yine de astronomik olaylara en cok uyan takvim simdilik Gregoryen takvim... Cok daha detayli bilgi icin bakiniz; http://charon.nmsu.edu/~lhuber/leaphist.html . Daha az detayli ama Turkce bilgiler wikipedia'da: http://tr.wikipedia.org/wiki/Gregoryen_takvimi

Uluslarin bu takvime adaptasyonu kolay olmamis:

  • Yil Ulke
  • 1582 Italya, portekiz, Ispanya, Belcika, Hollanda, Polonya
  • 1584 Almanya ve Isvicre Katolik devletleri
  • 1587 Macaristan
  • 1700 Alman, Isvicre, ve Hollanda Protestan ulkeleri, Danimarka ve Norvec
  • 1752 Ingiltere ve kolonileri
  • 1873 Japonya
  • 1875 Misir
  • 1918 Rusya
  • 1924 Yunanistan
  • 1926 Turkiye
  • 1949 Cin

Goruldugu gibi, bir takvim sisteminden bir digerine birdenbire gecmek, hele bugunku 'globallesen' duzende neredeyse mumkun degil gibi gozukuyor.

Desimal takvime gelince. Ilk once, tahmin edebileceginiz gibi Misirlilar kullanmislar. 30 gunluk bir aylik sureci uce, yani 10ar gunluk periyotlara bolmusler. Daha sonra bu periyotlari once 100'e, daha sonra tekrar 100'e bolmusler, boylece her 'an' i , yaklasik olarak insanin kalp atis hizina benzetmeye calismislar. Cinliler benzer bir sekilde bir gunu once yuze bolmusler, sonra tekrar 100lere bolerek, saat, dakika, saniye'ye karsilik gelen bir sistem kullanmislar.

Ilginctir, yakin tarihte (goreceli olarak) Fransiz hukumeti (1793-195 yillari arasinda) gercekten desimal takvim ve zaman birimini kullanmis. Takvimi de degistirmeden herhalde devrimin eksik kalacagini dusunduler. Gunde 10 desimal saat, bir saate 100 desimal dakika, dakikada 100 desimal saniye, ve bir haftada 10 gun seklinde. Saatler 1 ile 10 arasinda, saat 10 gece yarisini, 5 ogle vaktini gostermis. O zaman dahi tutulmamis bu sistem ki, sadece iki sene uygulanabilmis.

Son olarak 1884 yilinda Uluslarasi Meridyen konferansinda soyle bir kararname gecmis:

VII. “That the Conference expresses the hope that the
technical studies designed to regulate and extend the application of the decimal
system to the division of angular space and of time shall be resumed, so as to
permit the extension of this application to all cases in which it presents real
advantages.”

Kisaca Turkcesi: Desimal sisteme gecis icin gerekli olan teknik calismalarin yeniden baslamasi ve bu sistemin, avantajlarini gosterebilecegi her alanda uygulanabilmesi umidi bildirilir.

Kararnamenin uygulaya gecmesi hala beklenmektedir.

Dip not; desimal saatle ilgili detayli bilgiler icin bakiniz: http://www.decimaltime.org/

Wednesday, February 01, 2006

FWD: DUA EDEN ELLER



> Ekteki resmi çizen, Albrecht Durer isimli 1471-1528 yillari arasinda yasamis bir ressam.
> 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocugundan biri. Iki kardesin de resme karsi
> olaganüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük
> bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karsisinda
> çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalisiyorlar ve karinlarini zor
> doyurabilmekteler. Bu durum karsisinda iki kardes kendi aralarinda
> kura çekmeye ve kazananin sanat okuluna gitmesine, geride kalanin daha
> çok çalisip diger kardesi okutmasi yönünde bir karar aliyorlar.
> Albert ve Albrecht arasindaki bu kurada okula giden dönüste diger
> kardesi okumasi için okula gönderecek ve kendisi de madende çalisacakti.
> Kurayi kazanan Albrecht okula gider ve bütün ögretim görevlilerini
> kendine hayran birakarak çok büyük basarilar elde eder. Okulu birincilikle
> bitirdiginde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner.
>
> Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir. Kendisini öven
> konusmalardan sonra Albrecht söz alir ve kendisine bu basarilari
> yasatan kardesine tesekkür eder. Simdi siranin kardesinde oldugunu
> ve okumaya gönderecegi kardesi için madende çalismaktan büyük gurur
> duyacagini söyler. Kardesinin yaniti ise; -"Imkansiz sevgili kardesim"
> seklindedir. "Seni okulda okutabilmek için çalistigim senelerde
> bütün parmaklarim madende defalarca kirildi ve degil kalem tutmak,senin
> serefine su sarap kadehini bile zor tutuyorum. "Kardesinin durumuna
> hakikaten üzülen Albrecht ise kendisini dünyanin en ünlü ressamlari
> arasina sokan o ellerin, kardesinin ellerinin resimini çizer.
>
> Ekte gördügünüz bütün dünyanin Praying Hands (Dua eden eller)olarak
> bildigi esas ismi Hands(Eller) olan resim Albrecht Durer'in
> kardesininin elleridir.
>

Hristiyan web sitelerinde cok populer olan bu hikaye, daha cok Reader's Digest ya da cocuklugumda okudugum Butun Dunya (ki Reader's Digest tercumeleridir) oykulerini hatirlatiyor: Kissadan hisse cikaran, insanlarin duygularina, ruh dunyasina hitap eden ve pek cogu kurgudan oteye gecmeyen hikayeler... Yukaridaki mesajda anlatilan "Dua eden Eller" resminin oykusu de buyuk olasalikla kurgu. Buyuk olasilikla diyorum, cunku aksini kanitlayan bir yaziya rastlayamadim, ancak dogrulugu da kanitlanamamis.

Resmin orijinali, 1508 yilinda kilise mihrabi icin taslak olarak cizilmis Dürer tarafindan. Daha buyuk bir eserin parcasi imis. Ancak anladigim kadariyla bu "eller" hic bir zaman mihrabda yerini almamis, sadece yukaridaki resimdeki gibi detayli bir taslak olarak kalmis. Kendi gozlemime gore, resme baktiginizda parmaklari kirilmis, kaba saba bir madenci eli gorulmuyor; tabii Dürer kardesinin madenlerde calismadan onceki ellerini yansitmak istemis de olabilir.

Su linkte Dürer 'in yasami anlatiliyor: http://chi.gospelcom.net/GLIMPSEF/Glimpses/glmps125.shtml

Biyografide anlatilanlara gore babasi kuyumculukla geciniyormus, hayatlari zormus, onsekiz kardesten geriye sadece ucu kalmis. Ama Albert'in, yani ellerin sahibi kardesin madenlerde calistigina dair bir not yok. Hangi cagda olursa olsun kuyumcular zengin insanlardir, o yuzden fakirlikten madende calisip abisine destek olma hikayesi bu noktada bir miktar gercekligi zorluyor. Yine ayni linkte, sanat tarihcisi Dr. Diana Severance'in , bu oykuyu merak edip, Dürer 'in simdi muze olan Nuremberg'teki evine gidip sorusturdugu, ama orada da kimsenin boyle bir sey bilmedigi anlatiliyor.

Hristiyan web sitelerinin populer hikayesi gercek olsun olmasin, zincir mesajlarla dolassin dursun, Alman sanatinin buyuk yetenegi Albrecht Dürer'in "Dua eden Eller" eserinin degerini ve guzelligini tartismak cok zor.

Saturday, January 28, 2006

FWD: En az uc kisiye iletin...

>>>>> Lütfen sonuna kadar okuyun.... Sadece bu sabah icin, icimden aglamak geldigi halde yuzunu gordugumde gulumseyecegim. Sadece bu sabah icin, ne giymek istediginin secimini sana birakacagim gulumseyerek ne kadar yakistigini soyleyecegim. Sadece bu sabah, camasirlari yikamaktan vazgecip seninle parkta oynamaya gidecegim. Bu sabah bulasiklari lavaboda birakip bulmacanin nasil cozuldugunu bana ogretmeni izleyecegim. Ogleden sonra telefonun fisini cekip bilgisayari kapatacagim ve arka bahcede oturup seninle kopukten balonlar ucuracagim. Bu ogleden sonra dondurma arabasi icin cigliklar attiginda sana hic kizmayacagim ve gelirse bir tane alacagim. Bu ogleden sonra buyudugunde ne olacagin hakkinda hic canimi sikmayacagim.Ya da seni ilgilendiren konularda ikinci bir dusunce uretmeyecegim. Bu ogleden sonra kurabiye pisirirken bana yardim etmene izin verecegim ve calismayacagim. Bu ogleden sonra Mc Donald's a gidecegiz ve iki tane cocuk menusu isteyecegiz ki,iki oyuncak alabilesin. Bu gece seni kollarimda tutacagim ve nasil dogdugunu seni ne kadar cok sevdigimi anlatacagim. Bu gece kuvette sulari sicratmana izin verecegim ve sana hic kizmayacagim. Bu gece gec saate kadar oturmana ve balkonda oturup yildizlari saymana izin verecegim. Bu gece yanina uzanip en sevdigim TV programlarini bir kenara birakacagim. Bu gece sen dua ederken parmaklarimi saclarinda dolastirip bana en buyuk armagani verdigi icin Tanriya sukredecegim. Kayip cocuklarini arayan anne ve babalari dusunecegim. Yatak odalari yerine cocuklarinin mezarlarini ziyaret edenleri ve hastane odalarinda donuk bakislarla, daha fazla iclerinde tutamadiklari cigliklariyla hasta cocuklarini seyreden anne babalari dusunecegim. Ve bu gece yanagina iyi geceler opucugunu biraz daha uzun tutacagim kollarimda. Tanriya senin icin tesekkur edip bize yalnizca bir gun daha vermesi icin yakaracagim.....
>>>>> Merhaba, Ben 29 yasinda bir babayim. Esim ve ben birlikte mukemmel bir yasami paylastik. Tanri bizi bir cocukla kutsadi. Beyin kanseri teshisi koydular ve kurtulmasi icin tek yolun ameliyat oldugunu soylediler. Ne yazik ki bunun icin yeterli paramiz yok. AOL ve Zdnet(Zimbabve) bize yardim etme karari aldi. Bu mail ne kadar cok kisiye yonlendirilirse, her uc kisi icin 32 sent Zimbabve dolari olarak) fon olusturulacak. AOL Mesaji takip edecek ve kac kisiye ulastigini sayacak. Lutfen adres listenizdeki en az uc kisiye bu mesaji gonderin...


Insanlarin duygulari ile oynayan ve hatta resmen somuren bu mesajin Ingilizceden cevrildigi cok belli oluyor. Ebeveynin cocukla yapacagini anlattigi aktiviteler klasik Amerikan banliyo yasaminin ornekleri: Arka bahcede oturulacak, dondurma arabasi beklenecek, birlikte kurabiye pisirilecek, McDonalds'a gidilecek vs. Sanki buralarda son zamanlarda televiyonda sik rastlanan Hallmark reklamlari gibi mesajin basi. (Gerci artik dunyanin neresinde olursa olsun, bu yazilanlari aynen yapmak mumkun, sagolsun kultur emperyalizmi!). Demek istedigim mesajin Turkiye cikisli olmadigini belirtmek. Butun zincir mesajlarda oldugu gibi, birileri usenmemis yazmis, bir baska birileri de hic usenmemis Turkceye cevirmis. Anlamak cok guc !!!

Gelelim mesajin ikinci yarisina. Kimsenin boyle zor, caresiz bir durumda kalmasini istemem. Ancak keske bu kadar kolay olsaydi para toplamak, boylesine onemli ve aciliyet gerektiren bir amac icin... Internet teknolojisinin bu kadar ilerlemesine karsin, ne yazik ki elektronik mesajlari zincir bir sekilde kac kisiye gonderdiginizi takip eden bir arac henuz yok. Gercekten uygulamasi guc bir proje olurdu: Herkesin kullandigi e-mail programlari farkli, internet servis saglayicilari (ISP) farkli, domainleri farkli (hotmail, gmail, msn vs), hangi biri nasil takip edilecek, bu isten Amerika Online'nin cikari ne olacak? gibi sorular hemen akla geliyor. Ayrica mesaja geri donersek, neden Zimbabwe dolari? Herhalde bu zincir mesaji yazanlar, kendilerince Nijerya ya da Zimbabwe gibi Afrika kokenli, ortalikta sikca dolasan dolandiricilik (scam) mesajlarina gonderme yapiyordu. Bu Nigeria mesajlari da bir baska post'un konusu...

Kisacasi bunun gibi duygu somurusu yapan, sonunda munkun oldugu kadar cok kisiye iletilirse, kisi basina para odenecegini iddia eden mesajlarin asli astari yoktur, inanmayin! Posta kutunuza gelirse de, kimseye gondermeden silin!

Friday, January 27, 2006

FWD: Tesekkur Ederim :)

2005 yilinda bana zincir mektup (chain letters) gonderen tum dost ve arkadaslarima tesekkur ederim.
  • Sayenizde tuvalet temizlemekte kullanildigini ogrendigim Cola'yi icemez oldum.
  • AIDS virusu tasiyan igneler popoma batacak korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
  • Deodorantlar kanser yapiyor diye sayenizde artik bir domuz gibi kokuyorum.
  • Marketlerde yasli kadinlar beni kandirip parfum koklatacagim diyebayiltip kacirir korkusuyla ya markete gitmiyorum ya da yasli kadinlara asla yardim etmiyorum.
  • Telefon hattimi kullanip bana borc takarlar korkusuyla telefona bile cevap veremiyorum.
  • Yiyeceklerin icinde neler oldugunu acikca ifsa etmeniz karsisinda korkudan yemek yiyemez oldum.
  • Ustune kesin fare s*cmistir diye hicbir kutu icecegi icemiyorum.
  • Cok begensem bile ya ickime ilac koyup beni uyutup organlarimi calar ve buz dolu kuvetin icinde uyanirsam diye bana yaklasanlari tersliyorum.
  • Tum birikimlerimi hastanade yatan ve olmek uzere olan cocuklara yatirdim. Bes parasiz kaldim.
  • Sokakta afedersiniz diye bana bir sey soracaklarin yanindan kosar adim kacmaya basladim.
  • Mail listesine katilirsam alacagim soylenen para, bilgisayar, ceptelefonu ya da gezileri beklemekten evden disari cikamaz oldum.
  • Bir maili forward etmedim basima ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sagligimi kaybettim.
SIMDI: Eger bu maili 60 saniye icinde 1200 kisiye yollamazsan, ishal bir kus sabah aksam kafana s*cacak ve hayati sana dar edecektir.

Tuesday, January 24, 2006

FWD: Coca Cola ve Pepsinin Faydalari

>>Subject: FW: COCA_COLA_&__PEPSÝ'NÝN_FAYDALARI:
>> COCA COLA & PEPSÝ'NÝN FAYDALARI:
>>TUVALETi TEMiZLEMEK iCiN :
>>Bir kutu kolayý klozetin icine dokunuz. Bir saat kadar
>>bekleyiniz ve sifonu cekiniz. Koladaki sitrik asit hela basindaki lekeleri yok edecektir.
>>KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK iCiN :
>>Arabanin tamponunu Coca Cola 'ya batirilmis marlboro paketinin icindeki aluminyum folyosuyla iyice ovunuz. Tertemiz olacaktir.
>>AKU KUTUP BASLARINDA CAPAGI TEMiZLEMEK iCiN :
>>Bir kutu kolayý kutup baslarina dokun ve butun capak yok olsun.
>>PASLANMIS BiR CiVATAYI SOKMEK iCiN :
>>>Coca-colaya batirilmis bir bezi birkac dakika pasli civataya uygulayiniz. Bir kac dakika sonra rahatlikla donecek ve cikacaktir.
>>ELBiSENiZDEKi YAG LEKESiNi CIKARMAK iCiN :
>>Bir kutu kolayi lekeli giyeceklerin üstüne bosaltýn , deterjaný ekleyin ve her zaman yýkadýðýnýz gibi yýkayýn.
>>Coca-cola yag lekelerin in yok olmasýna yardým edecektir.
>>Ayrica araba on camlarindaki her turlu kus pisligi yapisan
>>sinekler veya agaclardan dokulen toz , polen, yapiskan maddelerin cikarilmasi en iyi madde COCA COLA + PEPSI 'dir.

>>Haa... isterseniz bu cok kuvvetli temizleyicinin geriye kalanini icersiniz.
>>Bakin bu da bir fayda. Fayda ise eger ??? :)
>> Peki nedir bu Kola'nin bu kadar etkileyici temizliklerde bile kullanilabilmesinin sebebi ?
>>Coca-cola ve pepsi'nin ortalama pH degeri 3.4 tur.
>>Bu asidite disleri ve kemikleri eritmek icin yeterlidir.
>>Temizliklerde bu kadar etkili olmasinin sebebi budur.
>>Aslina bakarsaniz Cola ile dunyada kimsenin tavsiye edemeyecegi CARBONDiOKSiT iciyoruz.

>>Hani su disari atmak icin devamli nefes alip verdigimiz, atmak icin ugrastigimiz CARBONDiOKSiT...!
>>2001 yilinda Delhi Universitesinde "kim daha fazla Coca-Cola icecek" diye bir yari$ma yapildiginda Sekiz litre coca-cola icerek kazanan
>>ve 10 dakika icerisinde herkesin gozu onunde olen kisinin
>>haberini duymu$sunuzdur . Neden öldu ? Cunku cok fazla
>>karbondioksit almi$ti ve kaninda yeterli oksijen yoktu.
>>Ba$ka bir ornek : Kirilmis di$inizi bir $i$e Coca Cola'nin icine koyun
>>ve 10 gun sonra bakin.. Di$ 10 gunde buyuk oranda erir.
>>Halbuki Di$ler ve kemikler olumden sonra bile en fazla
>>dayanabilen organlarimizdir ... Bir $i$e kola icerek midenize ve di$lerinize
>>ve bagirsaklariniza ne yaptiðinizi bir du$unun ...
>>Peki bunlari niye yazdik ve niye herkes okusun istiyoruz ?
>>Bu Coca-cola ve pepsi ile ilgili gonderilen yazý ; genc bir grubun ortak platformlarda aldýklarý bir kararýn urunudur.
>>Bu yazý internet uzerinden gonderilerek yayilmasi amaclanmi$tir.
>>Zaten onlar da buyuk kartellerden boyali Medya'dan ya da Yaz eylemcisi kimi sivil toplum orgutlerinden destek beklemiyorlar.
>>Yoksa bu tiplere yaptiklarý parasal destegi yada promosyon adi altinda verilen "sus" paylarini vermezler.
>>Bu kadar zararlý bir icecek nasil olurda bu kadar bilincsizce tuketilebilir ve biri Amerikan firmasý olmak uzere bu sirketlerin bu kadar kar elde edebilir?
>>iste bu bilincsizligi onlemek icin cevrenize,>sevdiklerinize ve ozellikle Cocuklariniza bunlari anlatin.
>>Belki bu kampanya fazla bir ses getirmeyecek olabilir.
>>ama ne kadar ki$iye ula$irsa o kadar buyuk etki yapacaktir.
>> Destek olmak icin yapmaniz gereken tek $ey ;
>>bu yaziyi olabildigince fazla ki$iye ulastirmak, anlatmak...



Coca-Cola ve Pepsi ile ilgili bu mesaj herhalde cok cesitli dillerde internette dolasmakta. Saglikli icecekler oldugunu kesinlinlikle savunmuyorum. Mesajda dese ki, "Coca-Cola pepsi gibi sodali iceceklerin yapilan arastirmalar sonucu obeziteyi hizlandirdigi ortaya cikti, o yuzden dikkatli olun" ya da "Diyet sodali iceceklerde kullanilan yapay tatlandiricalar cesitli allerjik reaksiyonlara sebep olur", bu web sayfasinda yerini almazdi kesinlikle. Ancak mesajda iddia edilenler, iddiadan oteye gecemiyor. Orijinali Ingilizce olarak ortalikta dolasmaya baslayan bu mesaji, sanirim bir takim isguzar ve vakti bol vatandaslarimiz, Turkceye cevirip bir sonuna bir miktar politik ajanda ekliyerek (genc bir grubun ortak platformda aldiklari kararin urunu...) inandiricilik kazandirmaya calismislar.

Temizlik malzemesi olarak kullanmayi denemedim ama migde asidininin coladan daha guclu oldugunu, yedigimiz pek cok meyve sebzenin asiditesinin colaninkinden daha yuksek oldugunu biliyorum. Disleri etkilemesi de cok zor, agzimizda o kadar uzun sure tutmadigimiz ve tukuruk asiditeyi azalttigi icin... Bir web sitesinde oldukca kontrollu bir deney vardi, gunlerce bir takim civileri colanin icinde bekletip sonra fiziksel ozelliklerini test ediyorlardi. Suyun icinde bekleyen civilerle colanin icinde bekleyenler arasinda hic bir fark olmuyordu. Bu tip uydurma ve 'myth' mesajlar icin coca-cola web sitesinde sayfalar yapmis:
http://www2.coca-cola.com/contactus/myths_rumors/index.html
Tabi ki ticari kaygilar onde gelir diyebilirsiniz. Ama uydurma haberlerle ilgili pek cok web sitesinde (urbanlegens.about.com gibi), bu mesajin asilsiz oldugu vurgulaniyor. Normalde anti-virus ve internet guvenligi isi yapan F-secure sirketinin web sitesinde bile bahsi geciyor bu zincir-mesajin belirtiliyor:
http://www.f-secure.com/hoaxes/cocahoax.shtml

Kisacasi, mis gibi ayran varken tabi ki Coca-Cola ve pepsi icmeyi tavsiye etmem. Ama illaki icecekseniz de, disleriniz duser mi acaba diye korkmayin.

Sunday, January 22, 2006

FWD : Mutlulugun Resmi

Posted by Picasa
>>
>>"Bana mutlulugun resmini yapabilir misin, Abidin?"
>>Nazim Hikmet'in sorusu ve istegi uzerine Abidin Dino'nun yapmis
>>oldugu ve bugune kadar ozel bir koleksiyoncunun elinde

>>bulunan bu tablo yakinda bir basin toplantisi ile halka duyurulacak
>> ve muzayedeye cikarilacak.
>>

Pek cok zincir-mesajlar gibi posta kutuma bir kac kez gelen bu resim aslinda en az iki noktada kendini ele veriyor. Birincisi, Abidin Dino'nun tarzina hic bir sekilde uymuyor. Asagidaki linkte Abidin Dino'ya ait resimlerden ornekler var. Modern resimler yapan bir ressam nicin boylesine Amerikan folk tarzi bir resim yapsin diye dusunuyor insan.
http://www.csmuze.anadolu.edu.tr/muze.asp?x=2&id=abidin-dino

Ikinci ipucu da resimdeki sozde Abidin Dino imzasi. Azicik dikkatle bakildiginda ne kadar acemice yapildigi, sanki bir firca ya da kalem kullanilmadan, bilgisayar da 'mouse' la yapilmis gibi bir hali var, nitekim de oyle...

Bu resmin gercek yaraticisina gelince... Dianne Dengel adli Amerikali bir ressam. Web sitesi:
http://www.diannedengel.com/ ve resmin adi tahmin edilecegi gibi ""Home Sweet Home" ve su sayfadan $30'a satin alinabiliyor:
http://www.diannedengel.com/printpages/HomeSweetHome.htm

Resim gercekten sirin, Nazim Hikmet'in siirindeki dizeyi cagristiriyor, ama nicin boyle bir uydurmaya gerek duyulmus, bilinmez....


Onsoz

Internet, bilgiye ulasmayi inanilmaz olcude, hayallerin otesinde kolaylastirdi. Hizli baglantilar, akilli arama motorlari istedigimiz bilgiyi, saniyeden daha kisa bir sure icersinde onumuze getiriyor. Elektronik posta bu bilginin, muthis bir hizda iletisilmesini sagliyor. iletisilen bu bilgi her zaman dogrulari, gercekleri yansitmiyor. Ozellikle, sonu "Bu mesaji tanidiginiz herkese iletin' diye biten, yani zincir-mesajlar. Kimler, ne zaman, hangi amacla bu mesajlari yaziyor ayri bir arastirma konusu. Ama bu yanlis bilgilerin, mesajlarin yayilmasinin tek sebebi biziz, yani elektronik posta kullanicilari. Posta kutumuza gelen mesaj, sonunda "Lutfen tanidiginiz herkese gonderin" ibaresini tasiyorsa, hepimiz seve seve "Forward" tusuna basip, adres defterimizdeki onlarca, yuzlerce kisiye bu mesaji gonderiyoruz. Mesajin iceriginin cogu zaman onemi olmuyor, dogrulugunu, gercekligini arastirmaya gerek duymuyoruz. Dusunecek vaktimiz zaten yok, herkes zaten cok mesgul. Bazen politik bir ajanda, bazen bir makale, bir resim, fotograf, virus uyarisi, yiyecek-icecek uyarisi vs. Ne olursa...

Iste bu 'blog' ortaminda zaman icersinde posta kutuma gelen degisik zincir mesajlari desifre etmeyi amacliyorum. Bunun icin kullanacagim ilk arac, internete ulasimi olan herkesin sahip oldugu bir arac, yani bir arama motoru (kisisel tercih: Google). Bir digeri de yabanci menseili zincir mesajlar icin 'urbanlegends.about.com' web sitesi. Turkiye kokenli ve Turkce kaynakli mesajlar biraz daha sabir gerektiren google aramasi ve degisik internet forumlarinda arastirmalar gerektiriyor. Yeni zincir-mesajlar, posta kutuma geldikce burada listelemeye ve "debunk" etmeye yani "maskesini düşürmeye, aciga cikarmaya" calisacagim. Yorum Ekle kismi herkese acik olacaktir. Bu sekilde hep birlikte internette dolasan dezenformasyon nitelikli, asli astari olmayan mesajlarin dolasmasini engelleyebiliriz.